Yüce Allah'a sonsuz hamd ve şükür olsun ki, bu yıl on bir ayın sultanı mübarek Ramazan-ı
Şerif'te bu aciz kulunu yeryüzündeki
en mukaddes yer olan evine,
beytine, Kabe'sine davet etmekle şereflendirerek, yıllar yılı Kabe ve Allah Resûlü Hz. Muhammed’in (SAV) aşkıyla yanıp
tutuşan gönlümü vuslata erdirdi. Peygamber Efendimiz (SAV), bir hadis-i şerifinde şöyle
buyurmaktadır: "Ramazan
ayında yapılan umre, tam bir hac sayılır, yahut da benimle birlikte yapılmış
bir haccın yerini tutar." (Buhârî, Umre 4) Başka bir hadis-i şerifinde de şöyle buyurmaktadır: "Kim,
beni öldükten sonra ziyaret ederse, sanki hayatımda iken ziyaret etmiş gibi
olur."(Mansur Ali Nasif, et- Tâc, el-Câmiu'l-Usûl, II/190).
Bu kutlu yolculuk, 2
Mart 2025 tarihinde geceleyin Haskovo (Hasköy) şehri yakınlarındaki bir benzin
istasyonunda başta umreyi organize eden Bulgaristan Başmüftülüğü Hac Dairesi Başkanı Cemal İsa, umre
rehberliği yapan Başmüftü Yardımcısı Beyhan Mehmed ve organizasyona gönüllü olarak yardımcı olan Ribnovo köyü
Yıllık Kur'an Kursu Öğreticisi Fatma Köybaşieva olmak üzere hocalarımızla birlikte ülke genelinden 44 kişilik bir gruba dahil
olarak İstanbul’a hareketle başladı. Orada havalimanında ihrama girerek Suudi
Arabistan’ın Cidde şehrine uçtuk. Akşam saat 10 civarında Mekke-i
Mükerreme’deydik. Otele
yerleşir yerleşmez hemen Mescid-i Haram’a giderek Kabe-i Muazzama’yı tavaf
ettik. Tavaf namazımızın ardından sayımızı da yaparak, çok şükür umremizi
tamamladık. O anlarda yaşadığım tarifsiz bir coşku, heyecan ve mutluluk hiç
gitmedi. Aman Ya Rabbi, o nasıl bir azamet, Beytullah’ın güzelliğinden gözlerim
kamaştı. Rüya aleminde dolaşıyor gibiydim, sevinç gözyaşları akıttım ve önceden
hazırladığım bazı dualar aklıma bile gelmedi. Şimdi hacı ve umreci olan kardeşlerimin
neden bunun tekrar tekrar nasip olması için dua istediklerini çok daha iyi
anladım, çünkü Kabe’ye ve Hz. Muhammed’e (SAV) olan hasretim kat be kat arttı.
Özel durumumdan dolayı daha fazla umre yapmak nasip olmadı. Umre grubu toplu olarak daha 2 umre yaptı. Otelimiz, Mescid-i Haram’ın oldukça yakınındaydı ve namazlarımızı orada kılmaya özen gösterdik. Kabe imamlarının gönülleri mest eden güzel tilavetleriyle müthiş Kur’an ziyafetleri sundukları teravih namazlarının 2 saat sürdüğü dikkatimi çekti.
Mekke’de Hz. Muhammed’in (SAV) doğduğu evi, Müzdelife ve Cemerat bölgelerini, Mina Vadisi’ni, Mekke’nin en eski mezarlığı Cennet-ül Mualla’yı, Mescid-i Cin’i, Mescid-i Şecere’yi, Peygamber Efendimiz’in (SAV) ilk halife Hazreti Ebu Bekir (r.a.) ile Medine'ye hicret ettiği esnada birkaç gün gizlendiği 759 metre yüksekliğindeki Sevr Dağı ve Mağarası’nı gördük. Ayrıca haccın en önemli rüknü olan vakfenin yapıldığı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde buluştuğu ve ilk tövbenin kabul edildiği Cebel-i Rahme (Rahmet Tepesi) de bulunan, Peygamber Efendimiz'in (SAV) veda haccında 120 bin asr-ı saadet Müslümanına irad buyurduğu Veda Hutbesi'ni yaptığı Arafat bölgesini ve geceleyin Cebel-i Nûr’a (Nur Dağı) çıkarak, ilk vahyin geldiği Hira Mağarası’nı ziyaret ettik. Program kapsamında Başmüftümüz Dr. Mustafa Aliş Hacı umrecilerle bir araya gelerek vaaz-u nasihatte bulundu.
Böylece Mekke’de
tamamlanan umre programımızın ardından Peygamberimiz’in izini sürerek Medine-i Münevvere’ye “hicret” ettik.
Kaldığımız otel, Mescid-i
Nebevi’nin hemen yanında olduğu için ibadetlerimizi rahatlıkla orada
yapabiliyorduk. Şüphesiz ki, orada en unutamayacağımız anlar, kadınlara izin
verilen kısmında Allah Resûlü'nün (SAV) Kabr-i (Hücre-i) Saadeti’ni ziyaret etmemiz ve bir
hadis-i şerifinde “Cennet Bahçesi” olduğunu bildirdiği Ravza-i Mutaharra’da 2
rekat namaz kılmamız oldu. Bunları izdiham oluşmaması için aceleden yaptık. Heyecandan
yine dualarımı unuttum, kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu, ikisi bir arada sevinç ve hüzün gözyaşları döktüm. Aman
Ya Rabbi, o nasıl bir mutluluktu öyle, anlatamam...!!!
Çıkışta Yeşil Kubbe’nin
karşısına geçerek tekrar Resûlüllah’ı (SAV), Hz. Ebu Bekir’i (r.a.) ve Hz. Ömer’i (r.a.) selamladım,
dua etim ve oradan bir türlü ayrılamadım...
Medine'de Hendek Gazvesi’nin (Savaşı) yapıldığı Mescid-i Seba’yı (Yedi Mescitler) ve Osmanlı sultanı Abdülhamit Han'ın yaptırmış olduğu Amberiye (Hamidiye) Mescidi’ni gördük. Ayrıca Peygamber Efendimiz’in (SAV) Bedir Gazvesi’ni yönettiği, karargah çadırını kurduğu ve çarpışma esnasında kollarını kaldırarak, "Allah’ım! Bu bir avuç mücâhidi helâk edersen, artık sana yeryüzünde ibâdet edecek kimse kalmaz!", diye o meşhur duasını yaptığı yere yaptırılan Mescid-i Ariş’i, savaş alanını, şehitliği ve Melaike (Melekler) Tepesi’ni, “Okçular Tepesi” olarak da adlandırılan Ayneyn Tepesi’ne çıktığımız Uhud Savaşı’nın yapıldığı ve Ashab-ı Kiram’ın ileri gelenlerinden birçok kişinin şehit düştüğü Uhud Dağı ve Şehitliği’ni, Peygamber Efendimiz'in (SAV) ilk önce Mescid-i Aksa’ya (Kudüs), sonra da Mescid-i Haram’a (Mekke) yönelerek iki kıbleye doğru namaz kıldığı Mescid-i Kıbleteyn’i (İki Kıbleli Mescit) ve kılınan 2 rekat namazın umre sevabına eşit olduğu, Medine’de cemaatle kılınmak için yapılan ilk mescit olan Mescid-i Kuba’yı da ziyaret ettik. Programda Hurma Bahçesi ziyareti de vardı.
Böylece programımız
tamamamlanınca İstanbul’a uçarak, oradan 13 Mart’ta gece saat 10 sularında Bulgaritan’a
geri döndük.
Umrenin ardından geriye
teselli edecek tek fotoğraflar ve videolar kaldı. Aklımız ve gönlümüz ise hep orada...
Yüce Rabbim, umremizi
dergahi
izzetinde makbul ve mebrur eylesin
ve dileyen herkese nasip etsin!
Resmiye MÜMÜN
Mart 2025, Boyacıköy (Bagra)/ Kırcaali
Fotoğraflar: Fatmegül MÜDDESiR, Fatma AHMED, Başmüftülük
Коментари
Публикуване на коментар