Bu sene tesettürlü
olarak Ramazan’a kavuşturan Rabbime yüz bin kere hamd ve şükürler olsun! Zararın
neresinden dönersen kardır demiş atalarımız. Bundan dört ay önce Yüce Allah’ın (CC) tesettür emrini yerine getirmek üzere kesin
olarak tesettüre girmeye karar verdim. Bunu uzun zamandan beri çok istiyordum ama bulunduğum
çevrenin etkisiyle bir türlü kapanmaya cesaret edemiyordum. Kırcaali’de ancak birkaç tane çalışan kapalı
bayan tanıyordum. Hepsi ülkedeki imam hatip liselerinden mezun olmuşlardı ve
dini hizmetlerde bulunuyorlardı. İşverenim başörtüme karışmasa bile Kırcaali’de
ilk tesettürlü gazeteci olarak çalışmaya devam ettiğim halde bunun bedelini
ödemek zorunda kalacağımın farkındaydım. Dini eğitim sahibi olmadığım için
tesettürlü olarak işsiz kalma endişesini taşıyordum. Çünkü çalışmamak gibi bir
şansım yoktu. Öte yandan Allah’ın emrine uymayıp günah işlediğimden dolayı büyük
üzüntü ve huzursuzluk duyuyordum. Tesettürün hem Müslüman kadına, hem Müslüman
erkeğe farz olduğunu biliyordum. İslam’a uygun kapanmış bayanlara imreniyordum,
sürekli dua ediyordum ve Allah’tan kapanmam için uygun ortam yaratmasını niyaz
ediyordum. Bunun ancak ev hanımı olduğumda mümkün olacağını düşünüyordum ve çaresizlik
içinde çırpınıyordum ta ki o geceye kadar.
Nihat Hatipoğlu’nun
Mahşer Günü’nü anlattığı bir klip izledim ve aşırı derecede etkilendim. Ertesi
gün işverenimle tesettür meselesini görüşmeye karar verdim. Tesettüre girme
kararımın işime engel olmayıp kapanabilmem için bütün gece Allah’a yalvardım,
heyecandan uyuyamadım. 26 Şubat Perşembe günü ezile büzüle, çekine çekine
işverenime konuyu açtım. Ne mutlu bana ki işverenim, “Ben kimim ki, senin
başörtüne, kılık kıyafetine karışacağım” dedi. Ben bunu duyunca sevinçten
gözyaşları dökmeye başladım, adeta mutluluktan uçuyordum.
İlk başlarda tesettüre uygun kıyafet konusunda zorlandım. Fakat zamanla İslami Neşriyat Kırtasiye dükkanından birkaç ferace aldım, kapalı giyinen bayan
arkadaşlar da yardımcı oldular. Asıl sorun başkaydı. Beklediğim gibi tesettürlü
bayan olarak kendimi çevreme kabul ettirmekte birçok zorluklar yaşadım.
Üzerimde ferace olan ilk resmimi facebookta paylaştığımda bir ortaokul
öğretmenim ve daha sonra da aynı okulda çalıştığım meslektaşım Bulgarca şöyle
bir yorum yazdı:”Resmiye, İŞİD’e gelin gitmeye hazırsın. Çok yazık olmuş
sana”. Ben tabii ki, bunu okuyunca şok oldum. Benim dünyayı kana bulayan bu
terör örgütü ile ne alakam olabilirdi. Benim tek duam kalan ömrümü Cenab-ı
Hakkın emirleri doğrultusunda yaşamak. Gözyaşları içinde
öğretmenimi facebookta arkadaş listemden çıkardım. Beni İŞİD’e benzeten birini
arkadaş listemde bırakamazdım. Yine de kafir bir kadının tesettüre girmeme böyle
bir tepki vermesi kabul edilebilir birşeydi. Ya tesettürümle, erkeklerle
tokalaşmayı reddetmemle alay eden sözde arkadaşlara, Bulgaristan’da Müslüman ve
Türk halkını temsil eden siyasilere, Müslüman din kardeşlerimize ne demeliyim?! Ben tesettüre girdikten sonra
bu saydıklarım arasından birçok kişi benimle selamını kesti. Hatta birkaç
Müslüman, Türkiye’de açık giyinen bayanları örnek almam gerektiğini savundular.
Nedense kapalı bayanları örnek göstermediler.
Aralarında tesettüre girerek kendimi küçük düşürdüğümü, geri kafalı
olduğumu, hacı olmadan örtünmeyi hak etmediğimi, Atatürk’e karşı olduğumu, açık
giyinen bayanları şikayet edeceğimi, hoca olduğumu ve saire saçma sapan düşüncelerini
dile getirenler oldu. Bazıları ise daha önce açık giyindiğim için örtünme
hakkım olmadığını düşünüyorlardı. Gazeteci
arkadaşlardan bir tanesi hariç Hıristiyanlar değil de, sayılı Müslümanların
arkamdan alay ettiklerini öğrendim. Beni en çok üzen durum da bu zaten. Dinimize
sahip çıkmamız gerekirken bizler neler yapıyoruz?! Şu üç günlük dünya için değer
mi ebedi kalacağın ahireti feda etmeye?! Her saniyede birkaç bin insan ölmüyor
mu?! Kime kalmış ki bu yalan dünya
bize kalsın! Rabbım bızlerı İslamla müşerref kılmış ve bizim tek hedefimiz Allah’a (CC) layık kul olmak
olmalı. Rabbim, cümlemizi doğru
yolda olanlardan eylesin! Aslında bunu paylaşmak
üzere kapanma hikayemi yazmak istedim. Tabii ki, ben kapandım diye, diğer Müslüman
kadınların da hemen kapanmalarını beklemiyorum, ama Müslüman kimselerin Allah'ın kesin emri olan tesettürle alay etmeleri bence normal değil. Rabbim, onlara gerçeği
görmelerini nasip etsin.
Bununla birlikte tesettüre girmemi takdir ve tebrik edenler de oldu. Onlardan
biri de kapalı bir bayan arkadaşımdı. İmam hatip lisesinde okurken
çevresindekilerin kendisini taşladıklarını paylaştı. Zorluklara hazır olmam
gerektiğini söyledi. Tabii ki, Allah’ın
farz kıldığı bir şeyi neredeyse 39
yaşında yerine getirmem takdire layık değildi, fakat böyle bir ortamda kapanmanın
hakikaten ne kadar zor olduğunu çok iyi anladım. Aynı zamanda benim için
yürüdüğüm yoldan artık geri dönüş yoktu, yani yok. Ne pahasına olursa olsun,
tesettürümü korumak için elimden geleni yapmaya hazırım. Artık tesettürümden
dolayı işsiz kalma endişesinden de kurtuldum. Çünkü ne çalışacağımın hiçbir
önemi kalmadı. Benim için hayatta en önemli şey Allah’ın rızasını kazanmak.
Tesettürümle alay eden din kardeşlerimi de çok geç olmadan Rabbim, doğru yola
iletsin, inşallah!
Cümleten hayırlı ve
bereketli Ramazanlar dilerim!
Resmiye MÜMÜN
"Medine Gülü" şiir kitabından

Коментари
Публикуване на коментар